EYLÜLÜN GÖLGESİNDE, ANILARLA BEZELİ KANLICA / 2012

>> 8 Eylül 2012 Cumartesi



İstanbul serin, bulutlu, yağmurlu ,rüzgarlı son haftalarda.. Öyle günlerden birinde telefonum çalıyor, diğer uçta bizim  namı değer sarı şeker Sevtap'ımız var.. Hal hatır soruyor, sonra hararetle, heyecanla  sosyal paylaşım sayfamdaki resimleri anlatıyor bir çırpıda :'' bayıldım bayıldım oraya, programın nasıl bilmiyorum ama  ,beraber bir günü geçirmek isterim seninle oralarda , ne dersin olabilir mi  ? ''  diyor..
Ben son 11 günü  ağır bir bağırsak enfeksiyonu geçirerek, ateşler içinde hırpalanıp , bir kaç şişe serumla toparlanarak , 2 kilo verdiğimden ise, hiç bahsetmeyerek ! artık nekahat dönemini de bitirdiğimden söz etmeden  ertesi güne '' olur '' diyorum..

12 civarı arabada hazır bekliyorum, telaşlı- mahçup- gecikmiş halde geliyor, puantiyeli, somon renkli elbisesi çok yakışmış ona , sarı  saçları fönsüzdü ama  , inci küpeleri ile  çok romantik bir uyum içinde görünüyordu  ... Çok şaşkındım- Bir hayli de kilo almıştı !!!

Hava bulutlu, bir açık- bir kapalı , yolda inceden yağmur atıştırıyor hatta,
nihayet yine Boğazda  , yine  O mekandayız.
Daha adım  atmaz yemyeşil gözleri ışıl ışıl açılıyor mutluluktan Sevtap'ın !
 Ellerini birleştiriyor ve '' burada olmak harikaymış doğrusu '' diyor .
........
Elemanlar yer gösterip, sanki yan komşuları gelmişcesine ' hoşgeldiniz '  diye bizi karşılıyor ve beni şaşırtan o soru-cevap bir çırpıda dökülüyor ağızlarından '' şanslısınız çay yeni demlendi, yine limonlu değil mi ? !!!!!!
İnanamıyorum buna !   ' Evet -lütfen ' diyorum gülerek ... Yanında da bir sandöviç istiyorum , vakit öğlen olmuş çünkü, ayranı şimdilik pas geçiyorum .

Sevtap geç yemek yemiş, tatlı istiyor, tam bir çikolata ve  pastakolik,  O'na da çikolatalı pastası geliyor, demli çayının yanına..
1.5 saat kadar sohbet ediyoruz. Doğumgünü kutlamalarımdan sonra 2 aydır hiç yanyana gelememiştik, tatilleri, çocukları,  arkadaşları, gündemi  ve eski anıları konuşuyoruz.
Polonezköy'de oturuyorlar son 12 yıldır, artık şehirde de bir ev istiyorlar  ve
'' ev arıyoruz aman aklında olsun ''diyor,  artık üniversiteli bir oğulları var ve oradan ulaşım , büyük problem teşkil ediyor Oğluna haklı olarak.

Sohbeti kesmeden , İstikameti Kanlıca olarak belirliyoruz. Sevtap öyle arzu ediyor...

Öyle çok anılar var ki, saatler boyu biri bitip , diğerini yaşaya yaşaya  Kanlıca'nın  daracık, rengarenk , tablo misali sokaklarına giriyoruz.


Öncelikle, benim için çok hatıralı bir sokakta, durup '  özenle ' resimler çekiyorum.
Kandilli Kız Lisesi'nden 34 yıllık arkadaşım Gülnur'u yad ederek sayısız anıları anımsıyorum o anlarda.  (O bir Tekstil mühendisi ve Üniversitede öğretim görevlisi..)

Burası benim 14-15 yaşlarımda , ilk Kanlıca  sokaklarını öğrendiğim  ,
Gülnur'la bir çok kereler buluştuğum evlerinin sokağıdır.
Yol boyu yazları incir, sonbaharlar da nar, bahçeler dolusu elmalar topladığımız çok ama çok güzel bir sokaktır.. izninizle  yine Gülnur'a ! Hitaf edeyim bu kareyi..



Hele ki buralar bana doğduğum büyüdüğüm Beylerbeyi'ni  birebir anımsatan , köşkleri,  güzelim evleri, parke taşlı kaplı yollarında sevinçle yürüdüğüm , kedilerini, köpeklerini sevdiğim, fırınından sıcacık ekmeklerini , poğaçalarını alıp sahilinde yediğim  ,



her hali kendine münhasır, nice yaşanmışlıklarıyla, görkemli haşmetiyle beni kendine bağlayan güzel bir sahil -boğaziçi  semtidir..
Hele yalılarını resmedip yazmaya kalksam, maazallah destan olarak yazar çıkarım !

Öylesine güzeller yani.. Siz deniz yoluyla da bir görün hele !


Sokak isimlerine dikkatle bakıyorum, çünkü bu tabelalar  beni hep çeker,  ama emin olun hiç bir sokak Kuzguncuk'un eline su dökemez.
 Gittiğinizde sokak isimlerine dikkatinizi çekerim.. !!


İskender Paşa camii , sahilde, Kanlıca'nın tarihi geçmişindeki önemli yapılardan biridir..
Kanuni Sultan Süleyman'ın Vezirlerinden biridir ve  Oğluyla beraber yattığı türbe de yanıbaşındadır !

Resim yine sahilden,. Lakin, Kanlıca birbirinden güzel tarihi çeşmeleri  ile de ünlüdür.
 Kanlıca'da ki başlıca çeşmeler : 
 Berberbaşı Ali Efendi çeşmesi, Dutdibi çeşmesi :)   Halepli çeşmesi, Kavacık çeşmesi, Mahmut Aziz Bey çeşmesi, Mehmed Sait Efendi çeşmesi, Orta çeşme, Baba Ali çeşmesi. Hepsinin de hikayeleri mevcut !
 


O sokak senin, bu sokak benim hayran hayran geziniyoruz,  Çok yorgunum aslında  , yüzüme de yansıyor sanırım,  ne yalan  doyamıyorum bu narların davetkar çağrısına..

Bir kaç hafta sonra inanıyorum ki başım kadar büyük olacak, bu çok sevdiceğim narlar...
Hani sırtlansam alıp gideceğim, öyle çok severim.


Narların hemen yan bahçedeki komşusu da  taflanlar,  yani  Karadeniz'in meşhur  ''laz kirazı '  karayemişi- kocayemişi ..
Olma aşamasındaydılar,  sahipleri    'herkes bilmez kızım,  beğenmez çoğu İstanbul  insanı bu meyveyi,   alın istediğiniz kadar deyip,   olgunlarından dal dal koparıp  hediye ettiler bize.
Zaten  BA-YI-LI-RIM !!!! Çok da teşekkür ettim.

Valide Sultanım suyunu içirir , pekmezini yedirirdi !!! 
Birde Karadeniz kokulu üzümleri vardır   (muhacir üzümü- yada isabella ) 
 İşte ona dayanamam doğrusu :)


Ah bu şeker pembesi Konak ! Yine benimle hatıralar arasına girip poz verdiler.. Bu sokaktaki şahane bir bahçeyide yakında yine paylaşacağım sizlerle..


Çok yorulduk, çok nostaljik bir gezi oldu ikimize de, ama artık sahile geçip, yorgunluk kahvelerimizi içmek için can atıyorduk arkadaşımla.
Sevtap  iskle meydanında, çocukluk anılarını anlatmaya başlamıştı bile, '' biz maalesef  Gayrettepe'de  oturuyorduk, ya bir , bilemedin 2 kez gelmişimdir buraya Nuray'cım  zaten  o zaman da , ilkokul çağlarındaydık ablamla .. Rahmetli annem ve babamla bir bayramda gelmiştik hatta - hepi topu bu , bugünle beraber 3. gelişim sayende  ne yazık dimi '' dedi  üzgün sesiyle ...
Gülümsedim  ve ' Yazık tabii 'dedim iç sesimle....
.


Oysa ben ilkokul yıllarına dönmüş, Şehir dışından her bayram ve yazları gelen teyzem ve 3 kuzenimle geçirdiğimiz o yılların içine girmiştim bile.. Rahmetli eniştem  zeytin tüccarıydı , sık sık Bursa'ya gelir , dönüşte  bizde kalırdı 1-2 gün.  Kendimi bildim bileli hep arabası vardı,  takım elbiseli , çok titiz, sert mizaçlı , ama sevecenliği-  bonkörlüğü, elinin açık oluşuyla çok sevap alan bir adamdı ..
-Ahh...  Teyzem ! O ailemizin fenomenidir  :)))  Çok şık bir kadındı  -
70 li yıllardayız !
 Son moda olan ne varsa o zamanlar diktirilir, Bursa'dan ham ipekler- elbiselik kumaşlar,  alınır, bizi asla unutmaz,  Ayakkabı ve çantalar İstanbul Nişantaşı- Beyoğlu- Kadıköy'den  alınırdı ,  Valide Sultanımla ,  mutlaka kapalıçarşıdan takı ! almadan da dönmezlerdi :)))

- Vallahi benim takıp takıştırma huyum nerden geliyor anlaşıldı sanırım !!


Yine bir yaz tatili ,  Teyzemler Beylerbeyi'ndeki evimizdeler,  bayram yemeği yenmiş, ziyaretler yapılmış,  sıra anneler için Paşabahçe'ye  züccaciye alışverişine, dönüşte de Kanlıca da yoğurt yemeye gelmişti. Yerimizde duramıyoruz sevinçten.
Station vagon arabası var eniştemin, çocuklar en arkada, büyükler öndeler.
Validemin giydiği ,  uzun boyuna çok yakışan , o incecik beline oturan gök mavisi tayyörü dün gibi hatırımda. Siyah , arkası açık , sivri burunlu rugan ayakkabıları, aynı takımdan çantası, boynundaki kolyesi ve hep sevdiğim ,  (artık bende olan !)  turkuaz, taşlı yüzüğüyle, kömür karası mizample saçları hiç gözümün önünden gitmez..
Elimi sımsıkı tutar oturana dek bırakmaz , diğer gözü ise ,hep kardeşimde olurdu !
Evhamlı kadındı vesselam !



Rahmetli babam Almanya'dan getirdiği,  o yıllarda çok popüler olan ! polaroid fotograf makinesi   ile, o günü ölümsüzleştirmekle meşguldü. Herkes mutlu mesud sohbetteydi Kanlıca'da .

Aile albümlerimizde ne çoktur bu birlik- beraberlik dolu kareler.


.
Onlar anlata dursun,  biz  heyecanla, gelen  bol pudra şekerli  yoğurtlarımıza kaşık sallamaktaydık  :))  Çocukluk ne güzeldir .. Nasıl önemli bişey o yıllarda bunu yapmak bilemezsiniz !  Yoğurt bir yana o şekerin büyüsü yetipde artardı damaklarımıza. Birde burunlarımıza.. çünkü pudra şekeri her yerimize bulaşırdı.

Kağıt mendiller nerdeee...  yok tabii o yıllarda, Validem de arada, kenarlarını işlediği , ipek mendiliyle ! burnumdaki ,ağzımdaki şekerleri silmeye uğaşırdı !

Hem hatırlıyorum da o yıllarda misafirlik, ziyaretler, ailece geziler de çok önemliydi !!! Artı şimdiki gibi jeanını giyen, eşofmanını olur olmaz yerlerde ayağına takanlar !! hiiç olmazdı. Ayıptı zaten özentisiz çıkmak  O derece yani..  Beni bakkala bile gönderse , bilirim ; üzerimi değiştirip öyle yollardı !!

Jilet gibi olurdu ana-babalarımızın giysileri. Nasıl buruşmazmış o kumaşlar hala hayret ederim !!

Anneler mutlaka tayyörlü olurdu 60 lı-70 li yıllarda.. Hatta bakın eski Türk filmlerine anlarsınız.. Diz boyu etekler, sigaret pantalonlar giyerlerdi. Mini ceketler, hırkalar olmazsa olmazıydı valideminde.
Uslüp, tarz -tavır  pek ehemmiyetliydi.. Hani kaş -gözle mıhlarlardı ya bizi yerimize,  kımılda hele istersen !!  :))))
 Benim çok sevdiğim yıllardı o zamanlar.. 



Bir başka gün rahmetli babamın teknesiyle gece - gündüz deniz sefaları yapardık. Spora, denize,balığa, ava meraklı bir adamdı rahmetli babam. Beylerbeyi kayıkhanesinde dururdu teknemiz..  Balıklar yenir, akşam sahilde gazozlar içerdik ailecek.. Sonrada yazlık sinemalara gider, ağzımız buruşuna dek tuzlu çekirdekleri çitlerdik... Kemal Sunal filmleri altın çağını yaşıyordu, ağzımız ayrılırdı gülmekten  :))
 Sıcak yaz akşamları, gökyüzünde yıldızlar, ayışığı altında açık hava sinemaları çok gelenekseldi biz boğaziçi sakinleri  için.

Ah o güzel masmavi yıllar  .... 



Az şekerli kahvelerini içerdi babalarımız, ne hikmetse illa sigara içilirdi  !  :((
Ardından hararetle günün maçları saatlerce mevzuuları oluştururdu, ülkenin siyasi çalkantı  dönemleriydi, hassas dengelere değinilir, bizlerde anlar- anlamaz kulak misafiri olurduk..

Annelerimiz ise, alacaklarını,  vereceklerini , gidilecek yerleri  konuşur, el örgüsü örneklerinden bahsedip, akrabalarımızdaki gelişmelerden dem vururlardı ...

...........
Ne çok gerilere gittim ben böyle !

Başımı kaldırdığımda, Sevtap tek kelime etmeden bana bakıyordu !!! ''
Az sonra ben denizi seyrederken ,''    Hayranım bu anılarına , anlattıklarına,  yaşanmışlıklarına,  eski bir filmin kareleri gibisin biliyormusun ''  dedi..
........
Oysa daha neler neler var dı ..... Hepimizin yaşadığı kadar kenarda kalmış......
ama artık gitme vaktiydi !


Şimdi şu yediğimiz yogurdun kabına, tüm okul anılarımı,
İçtiğimiz kahvelerin içine, 40 yıllık hatıralarımızı,
Ciğerlerimize de, İçimize çektiğimiz boğaziçi kokulu deniz havasını doldurup,

iki arkadaş , yüzümüz güleç, binbir anıyla bezeli, evlerimizin yolunu tutmuştuk.
devamı kimbilir hangi semtten gelecek ???








31 yorum:

Seyyah Gül 8 Eylül 2012 23:09  

AH SEVDİCEĞİM İSTANBUL
SEVDİĞİM KANLICA
RESİMLER MUHTEŞEM ÇOK ÇOK GÜZEL GİTMİŞ KADAR OLDUM İYİ GELDİ
HAYIRLI GECELER

sibel pala 9 Eylül 2012 09:52  

sayenizde bugün bir kanlıca yapıp güzel anılarınızı okudum yüreğinize ayaklarınıza sağlık

Bir Dut Masalı - nUnU 9 Eylül 2012 13:54  

seyyah gül

bazen gerçektende oradaymış kadar oluyor insan , baktıkça....


sibel pala

:))
teşekkürler
sevgiler..

Gülsen 9 Eylül 2012 15:21  

bayıldım resimlere : )

NzlGl 9 Eylül 2012 15:51  

Bu günkü yazınız içimi burktu biraz:(
Aşağı yukarı yaşananlar aynı şeyler olduğundan eskiye özlemim tavan yaptı birden.
Gerçekten ne güzel ne özel günlerdi onlar...
Anneler, babalar, eş - dost ve akrabalar, yaşanan , yaşanılan yerler....
Şükür ki yaşamışız....

Teşekkürler Nunucuğum, sevgiler

MEHMET OSMAN 9 Eylül 2012 15:59  

Siz ne yaptınız böyle sevgili Nuray hanım, beni bir kez daha nerelere götürdünüz bir bilseniz bu nostaljik ve olağanüstü anlatımınızla...Siz, yemek bloğunun ötesinde, geçmişin duyarlı anılarını zamanımızla harmanlayıp, edebi anlatım kabiliyetinizle ancak bu kadar güzel anlatılabilir...iyi ki varsınız!

Güzel anıların unutulmaz rahmetli aile karakterlerine rahmet, size ve aileye başta sağlık ve mutluluklar diliyorum.

Selam ve sevgilerimle...

NzlGl 9 Eylül 2012 16:00  

Bu arada geçmiş olsun çok üzüldüm. İyice sarsmıştır sizi:( Allahım bir daha göstermesin inşallah....
Sağlıklı ve güzel günler dileğiyle

Bir Dut Masalı - nUnU 9 Eylül 2012 19:32  


gülsen,

:) bizdee ...
sevgiler.


NzlgL

haklısın ! insan herşeyi bir kenarda özenle saklayıp koruyor ..
en küçük bir işarette tüm anılar mutlulukla başlarını uzatıyor,
öyle biir gündü işte...
xxxxxxxxxxxx

Çok teşekkür ederim- iyiyim şükür.


mehmet

Çok teşekkür ederim..
Özlemle dolusunuz sizlerde farkındayım..
Günümze çok uzak bunlar, normal karşılıyoruz elbet..
ama iyiki anıları hatırlatan , dağ-taş- dere-tepe hala yerli yerindeler..

kahramanlar hayatta olmasa da, akıl sağlığımız bin yaşasın...
gidenlere de rahmet olsun dediğiniz gibi.

Beğendiğiniz için sevindim..
2 satır ifade dili işte benimkisi.
Sizler varken,
'' Edebi dil '' BÜYÜK İLTİFAT

Varolunuz.

**kalpkurabiye**deniz** 9 Eylül 2012 21:52  

herşey bir yana o nefis yoğurt bir yana ablacım..
çocukluğumun şahane gezmeleri kanlıcada, kuzguncukta üsküdarda paşabahçede..
annemin çocukluğu, babamın ilk gençliği ne güzel dokusu, kokusu, istanbulun istnbul hali..

Hayat İzlerim, Kitap Sesleri 9 Eylül 2012 22:32  

Ben Moda'lıyım, ama kanlıca'nın yeri başkadır bizim için. Biz mutlu çocuklardık. Anıları okuyunca bunu düşündüm. fotoğraflar anılarla birleşince yine İstanbul özlemim depreşti bak.
Sevgiler Nunu'cum :)

Cocukla Cocuk 9 Eylül 2012 23:25  

Nunu'cuğum o kadar hoş oı kadar zarifsin ki fotograflarına bakarken hep maaşallah dedim sana içimden...Gülen güzel yüzün hiç solmasın..

mutfaktaki rüya - Arzu- 9 Eylül 2012 23:34  

nunucuğum öncelikle geçmiş olsun,yine de çok hoşsun...Kanlıcayı gezmiş kadar oldum.bayıldım doğrusu...dostluklarınız uzun yıllar daha devam etsin...öpüyorum...

Bir Dut Masalı - nUnU 9 Eylül 2012 23:50  

Kalp kurabiye
denizcigim anilarin degeri boyle zamanlarda daha bir aciga cikiyor sanki ne dersin ?


Hayat izlerim..
Guzel Moda gonlumuz oralarda ...
Bogazicimin arka bahcesidir moda.... :)))



Cocukla cocuk
!!!!
Cok tesekkur ederim inceligin icin...
Sevgiler canim.


Arzu

Cok tesekkur ederim iyiceyim sukur..
Bogaz olsun, deniz olsun da , ben nasil iyi olmam

MÜNSTER 10 Eylül 2012 00:09  

Sahane fotograflarin ve simsicakcik anlatimlarinla benim icin siradisi bir arkadas oldun Nuraycigim... Sevgilerimle, gecmis olsun diyorum... Sen sakin hic hastalanma.. Ki bizler sayende bir nebze de olsa ISTANBUL hasretimizi giderebilelim...

dilo 10 Eylül 2012 00:12  

Istanbul 'u anlatis tarziniz ,can cektiriyor.insanin gelip,gezesi geliyor. Yine harika bir anlatim, guzel resimler ve Nunu...tebrikler .
www.ihlamurcum.com

Zehra Gürgen 10 Eylül 2012 14:48  

İstanbul'da olmayı istedi canım..
Ancak yaşanmışlıklar bence daha da güzelleştiriyor o sokakları.
Nunucum serin bir yerde olmanın keyfini çıkar, burası hala yanıyor ..
Rahatsızlığına üzüldüm çok geçmiş olsun.
sevgiler

Baharcicegi 10 Eylül 2012 22:15  

ne güzel anlatmissin o güzelim masmavi yillarini bizde seninle zaman tünelindeymis gibi hatilarinin arasinda gezdik cok keyifli bir gezinti yaptirdin bize
yüregine saglik canim arkadasim

GÜL'ÜN MUTFAĞI 11 Eylül 2012 07:52  

güzeller güzeli seyyahım nerde güzellik var buluyorsun seyrine doyulmaz resimler bol gezmeler çok öpüyorum nunucum

alkım 11 Eylül 2012 20:30  

ne güzel, aydınlık fotoğraflar bunlar! bakmaya doyamadım. elinize sağlık:)

Asis 12 Eylül 2012 13:42  

Not alıyorum :) kismetse yine gelirim elbet..Keyfin bol neşen daim olsun ,sevgilerimle..

bir kase lezzet 13 Eylül 2012 10:14  

nunucum hayatın tadını sen çıkarıyosun.
oh gez canım.

evatolyesi 13 Eylül 2012 10:49  

ne kadar güzel bizde sayenizde gitmiş kadar olduk:) sevgiler...

Sare 14 Eylül 2012 01:55  

İstanbul'u hep özlerim. Sağol, NuNu.
Bir seferinde dostlarımızla Kanlıca da bir sahil lokantasında kahvaltı yapmıştık ardından da yoğurt tabii ki...
Sevgiler.

LEYLAnın KAHVE DÜKKANI 14 Eylül 2012 21:29  

Fotoğraflar çok hoş nUnU , bir an Kanlıca yoğurdu yok mu acaba diyecektim :)

nergis mevsimi 15 Eylül 2012 19:31  

Öncelikle geçmiş olsun.Ne güzel nostaljik bir gün geçirmişsiniz.İstanbul'u pek bilmiyorum ama sizinle birlikte gezmiş kadar oldum.Ne kadar güzel evler yapmış eski mimarlar.Evlerin nerede ise ilk günkü güzellikte korunmalarına sevindim,genelde o kadar bakımsız oluyor ki insan üzülüyor ister istemez.Sevgiler.

Ashley ★ 16 Eylül 2012 11:06  

ceketinizin rengi awww like like like !

IŞILCA TATLAR 16 Eylül 2012 23:43  

Nuray'cığım,

İstanbulda yaşasam da senin gözünden görmek, ortak anılarda dolaşmak ayrı bir zevk. Yazın kadar fotoğrafların da müthiş.

Gören gözlerine, yazan ellerine sağlık canım.

Çooook öpüyorum.

Güngör Ekinci 17 Eylül 2012 16:43  

Bana burada doyumsuz bir nostalji yasattin Nunu´cum. Ben Istanbuldayken sik sik Kanlicaya gider çay içip kitap okurdum. Ozlemistim valla. Sagolasin, sevgiler...

füsun 17 Eylül 2012 21:52  


www.nasibimce.com ve www.porselendemlik.com


Tarafından hazırlanmış olan





76.PORSELEN DEMLİK ÇAY SAATİ ETKİNLİĞİ'NE

20 EYLÜL 2012-20 EKİM 2012

TARİHLERİ ARASINDA


http://fusununmutfagi.blogspot.com



YANİ BEN EV SAHİBELİĞİ YAPACAĞIM.

SİZ SEVGİLİ ARKADAŞLARIMI VE KATILMAK İSTEYEN HERKESİ ETKİNLİĞİMİZE DAVET EDİYORUM!!!

İSTEDİĞİNİZ KADAR TARİFLE KATILABİLİRSİNİZ...

ETKİNLİĞİMİZE YEMEK GÖNDERİLMEMESİNİ RİCA EDİYORUM.
LÜTFEN ÇAYIN YANINDA VERİLECEK TARİFLER OLMASINA DİKKAT EDELİM.
SEVGİLER...

MAZES 18 Eylül 2012 13:15  

ne güzel anlatmışsın,çok güzel resimler....

Marcela Gmd 19 Eylül 2012 12:01  

Thank you so much for your visit!!!
I follow you now!
Have a nice day!

Besos, desde España, Marcela♥

MASALA SESLENENLER....

Yükleniyor...

ESKİ MASALLAR (arşiv)

  © Free Blogger Templates Autumn Leaves by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP