BAVULA SIĞDIRAMADIKLARIM !

>> 29 Ocak 2012 Pazar


İnsan nereden başlasın bilemiyor doğrusu,
Hele de bir anneysen ,tam  nasıl anlatılır bulamıyor ki kelimeleri yerli yerine koysun..
Kaç haftanın, kaç günün yorgunluğu varsa üzerimde herşey hafifledi ve bir o kadar da ağırlaştı ! Karmakarışık tezatlara dönüştü....

Dışarsı buzzzz... Yüreğim ise adeta   Kor ....
ÇOK BULUTLU bir hava...güneş varla yok  arası, kar topluyor belliki.
İstanbul yeniden kara hazırlanıyor,  şimdilik yağmıyor  ama neden  kalbimin açık penceresinden  tipi doluyor tüm yüreğime, neden bu kadar çok üşüyorum bu gece  ....sabaha dek buz tutmasam diye dua ediyorum ellerim  açık göğe.

Çok erken kalkıyoruz, vakit yok ki dumanı üstünde ,keyifle bir kahvaltı yapalım , sevdiği o güvercin resimli çay tabaklarından bir  çay içelim, omletler yapayım ,sarmalarını, su böreklerini bir kez daha ikram edeyim ...... olsun biz kaç aydır, hele son haftalardır  niceee keyifli kahvaltılar yaptık , hem  onlara sayarım ....hiçmi hiç üzülmez.

Sağa sola, elimdeki listeye defalarca bakmaktan yorulmuş halde çizmelerimi geçiriyorum ayaklarıma....Fularımı sarıyor, kapşonumu başıma geçiriyorum,  O da yeni aldığım bu yılın trendi şapkasını özenle severek  takıyor,  şapkasını gösterip  mutluca bir bakış fırlatıyor,
Oğlumcanımın aklı aslında biraz da bende !! benim ki hep ONDA !  sık sık göz göze geliyor , gülümsüyor,   ya da gülümsemeye çalışıyoruz...
HAZIRIZ !
Telaşsız çıkıyoruz sabahın 5 inde , taşıdığımız bavulların ağırlığı değilde, kalbime binen yükün ağırlığı ne çok zorluyor beni...
oysa ne yükler taşıdım, ne ağırlıklar altında ezildim de gıkım çıkmadı benim.. ama bu yük beni çok ezmeye kararlı !
banamı öyle geliyor bilemiyorum ama, sanki belimde kalın bir ip bağlı  ve yürüdükçe geriye çekiyor beni...gücümü tüketiyor !
Diğer yandan  da  hislerimi tartıyorum ve hayallerim  artık gerçekleşmiş bu dileğim karşısında tüy kadar hafif  ve ne kadar da coşkulular  diyorum !

Hatırlıyorum da koleji 8.sınıfta teşekkürler alıp  bitirdiğinde   karar veriyordu , hatta bugüne dek ne yaşadıysa tek tek  O hedeflerini anlatıp s, anki olmuş- olacak gibi bize gösteriyordu  benim akıllı karadutum, o günler de bizler ailecek heyecanla dinliyorduk  bu 14 yaşındaki kararlı delikanlyı ve  '' Olur mu olur, hatta çok istiyorsan tabii ki olur , ARKANDAYIZ '' diyorduk.

Çok istiyor demek ki, o yıllarda ilk mezuniyet hediyesini bizden alıyor ve 1 aylığına  arzu ettiği için Fransa 'ya gidiyor, sonrasında  çok çok mutlu dönüyordu ...
İlk uzun ayrılığımızdı !!!!!! Çokk , ama  ne çok özlüyorum anlatılır gibi değil..
.....


Yıllar geçiyor ; Liseydi..  falan derken, ekimde  Üniversite de bitiyor  ,küçük , kısa ayrılıklar da oluyor, ama, herşeyi  hep hedeflediği kadar yaşıyordu , nokta vuruşları ise dikkat ediyorum da hep isabetli, asla şaşmıyordu .
Aslında o kadar soğukkanlı ( cool) sakin ve içten içe kararlı ki, hatta güvercin ayaklı derim ben ona, sessiz ve küçük adımlarla,  biraz da herşeyi,  sadece ''  kendi içinde  yaşıyordu '' annesine de, babasına da çekmiş ! Hiç  bildiğinden şaşmıyordu ! Bir gün :
- '' anne ben senin bir sözünü hiç unutamadım '' diyor
- '' nedir '' diyorum
- '' sen demiştin ki :  Ben HAYAL KURMAYI HİÇ SEVMEM !! ONLARI YAŞAMAYI SEÇERİM !!  ki hayal kalmasın ''dersin ya , İşte bende sadece hayal kurarak değil, onları yaşamayı seçtim '' hazırım diyor !
....... (!)
Çok mutlu oluyorum ve onun başına en görkemlisinden bir tAC , kendime ise mutluluktan  kocaman kanatlar takıyorum !
Nasıl beni mutlu kıldın.... cesaretinle, kararlılığınla, narin bedenindeki o kocaman 24 ayar  cesur yüreğinle ,işte benim OĞLUMCANIM diyorum ..
başlıyoruz 2 ay sürecek hayallerinin hazırlıklarına..... derken her şey hazır oluyor !


Bu sabah O hayalinin  gerçeğini yaşamak , için çok sevdiğin kocaman demirden kuşun , kanatlarının altına sığdırıverdik seni.....
1 seneliğine anlaştık gurbet kuşuyla, ''365 gün hasret '' koyduk adını !!!!!


Benim sensiz , senin  bensiz yaşayacağın  herşeyi  sığdırıverdik  işte 2 bavula .
Olanı sığdırdıkta,  ya  O bavula sığdıramadıklarım ??? !!
İçine sığmayan, istesenizde sığdıramayacağımız ne çok şey vardı, içimi titreten, beni hep dürten, bana kendimi affettirmeyen neler neler vardı bilsen , arındırsam,  durulasam, tertemiz oldu desemde zorlasam  sıkıştırsam da artık olmaz, sığamazlar ki....
Onlar benim yürek yorgunluklarım, onlar benim  yanlışlarım, onlar benim eksiklerim, zamansız toyluklarım,  yerli yerinde veremediğim sevgilerim, yerine koyamadığım kocaman boşluklarım, onlar benim keşkelerimdi.. 
 Düzeltsem de  nafile, artık  çok  ulaşılmazlar  O umut dolu  bavula hiçde sığamazlar ki !!
......
Hadi onları başaramadım  bari dedim ağzının tadı yerinde olsun, tek tek  sütlaçlarını, misket köfteli çorbalarını, sakızlı muhallebilerini, kestaneli -çikolata parçalı tiramisularını , sevdiğin tüm kekleri, ah olabilseydi  de sığdırsam dedim,  hatta camına konan  çok sevdiğin o güzelim kumruların helin ve selimi  :=),
 mutfakta beslediğimiz hergün ekmek-simit almaya gelen  martı Murtaza'yı :=) , biraz da zorlasam, yatağını, yastığını  ... biliyorum biliyorum abarttım sanırım , onlar zaten hiç olmazdı  :(((

Belki dışarıda kalsalar da , tam manasıyla sığdıramadığım ,benim yetersiz kaldıklarımı da, dilerim hayat  bir gün kapatır !! gümüşden, altından tepsilerle sana , güzellikler olarak  sunuverir, sunuverir  de yüreğimdeki yangılar serinler diye düşündüm  ...........


GÜLE GÜLE GİT OĞLUMCANIM,

TÜRK'LÜĞÜNLE GURUR DUY !

ANLI ŞANLI BAYRAĞINI GÖĞSÜNDEN EKSİK ETME,

BAŞINI YERE SAKIN  EĞME,


ÖMRÜNÜN YETTİĞİNCE, SESİNİN SON PERDESİYLE , İZİNDEYİZ ATA'M DE !

BEN AĞZINDA ZEYTİN DALI OLAN ,BEMBEYAZ GÜVERCİNLER YOLLADIM  ARDINDAN ....
DİLİYORUM KANATLARIYLA SARAR,  HİÇ AYIRMAZ SENİ MELEKLER YANIBAŞLARINDAN...


HAYATA TUTUN KARADUTUM...
BAK BEN SENİN ELLERİNİ BIRAKIVERDİM.......
AMA GİDERKEN YÜREĞİMİ GÖTÜRMEYİ UNUTMA  ,
O ZATEN İSTESENDE İSTEMESEN DE  SENİN YÜREĞİNE MÜEBBET...

Yastığının üzerindeki 3 tel saçın,  2 adet kapkara kirpiklerin için çoook teşekkür ederim benim ballı  karadutum.
BANA BIRAKABİLECEĞİN EN DEĞERLİ HATIRALARIN.

Yüreğim bugünlerde çok kalabalık, içerdekiler uslanıp susunca döneceğim..
Çok sevgiler..

Read more...

PEKMEZLİ - ARMUTLU - GÜNKURULU KIŞ KEKİ ( nUnU mArKa)

>> 27 Ocak 2012 Cuma










Bu sabah da kara Uyandı İstanbul'um.
 Tabiat ana bu sessizliğin içine, en şahane mucizesi olan beyaz kristallerini , durmaksızın , usul usul düşürüp  yağdırdı  yeryüzüne..
Camdan dışarı baktığımda bahçe çok şeker göründü gözüme, henüz kar çok doldurmadığı halde  o klasik manzarası bu sabahı  çok sevmeme yetmişti,  saatse  o kadar erkendi ki, henüz 7 bile değildi. Bu sefer hava çok soğuktu, - 5 gösteriyordu termometre, dışardaki tüylü, kanatlı dostlarımız aklıma geldi, Öncelik onlaraydı,  çıkıp kuşlara rahat yemeleri için  çardakta temiz bir yer açtım, ılık su ve yem bıraktım, sonra kedilerin mamalarını verdim, köpekcikler içinde hazırlıklarım vardı onları da dışarı çıkıncaya kadar arabada  hazır beklettim..
Sizde unutmayın lütfen bu tüylü tatlı, can dostu ÇARESİZ ! dostlarımızı... Çünkü siz kendinize, çocuklarınıza istediğiniz an yemek verebilir, bulabilirsiniz, ama onlar doğada sadece  bizden  geriye kalanlara çok , ama  ÇOK muhtaçlar (!)


Kek ise dün  yapıldı. Bugün sadece 2 dilim kadar mevcut servis tabağında ! Yeni bir tanesi de ,  misss gibi kokularıyla pişmekte masal mutfağımda ..
Armutlu, gün kurulu, pekmezli ,tarçınlı ve zencefilli... İnanın çok keyifli bir kek daha tükendi masal evimizde ..
Sert armut harika bir sonuç veriyor, elmadan daha farklı ! kayısı ile çok iyi bir ikili oluşturdular, baharatlar kış soğuğunu alıp, limon lezzetiyle, sıcacık yaz aylarına bezedi desem abartmış olmam sanırım...
Denemek isterseniz tarif hazır.. AFİYET OLSUN..

ARMUTLU GÜNKURULU  PEKMEZLİ KEK

3 yumurta
1 sb şeker
1 sb süt
1/ sb sıvıyağ
1/2  türk kahvesi  fincanı dut pekmezi
6 adet minik kesilmiş günkurusu kayısı ( kahverengi doğal kayısı)
1 adet, irice doğranmış ! büyükçe deveci armut
2.5 sb un ( belki 1 -2 yk daha ilave istiyor)
1 çk tarçın
1/2 çk zencefil
biraz limon kabuğu rendesi
1 kb tozu
1 pk vanilya.

Sırasıyla çırpıp, yağlanmış kaliba dökelim.
En son doğranmış meyveleri ekleyip çok hafifçe karıştıralım
Isınmış 175* fırında 35 dakika pişirelim ! (fırına göre değişebilir sanırım )
Seveceksiniz.

Read more...

MASALA SESLENENLER....

Yükleniyor...

ESKİ MASALLAR (arşiv)

  © Free Blogger Templates Autumn Leaves by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP