SAÇLARINI DAĞILMASIN DİYE YUKARIYA TOPLAR KIZ KULESİ

>> 1 Kasım 2010 Pazartesi

Bilirler, hemde Çok İyi bilirler. Ben İstanbul'da en çok Kız Kulesi ve Galata Kulesine aşığımdır şu güzelim Boğaziçinde. Gecesi ayrı rüya, gündüzü başka rüyadır kulelerin anlamı benim için..Hüzünlü hikayeleri, yıllar yılı yanlızlıkları, gemilere, martılara, gökyüzüne,engin sulara komşu, ama bir başına dimdik duruşları, her nedense hep vakur bir kadını anımsatır bana . Ve dilimde hecelenir hemen O çok sevdiğim satırlar :

Boğaz'dan geçen gemilere
engel olmasın diye
İstanbul'un saçlarını toplayan
beyaz bir tokadır Kız Kulesi (böylede enfes anlatmış işte Sunay Akın ! )
Ekim ayının ilk haftaları, güneş yok, yağmur durmaksızın çok, nereye baksam gri, bir kasvettir gidiyor, gidiyor tamam da, mecburda değiliz bu kadar kapalılığa. Ekim sonuna kadar iznim var. Gayet de iyiyim, çalışmayan arkadaşlarımdan en yakınımdakini arıyorum, Sevgili Betül'ün müsait olduğunu görünce hemen bir program ayarlıyorum. Sabah kahvelerimizi içmek için 1 saat sonra buluşuyoruz, derin sohbetlere dalıp, öğlene doğru kalkıyoruz. Yağmur yok, istikamet Salacak-Kız Kulesi !!
Bir müddet Salacaktan Kız Kulesini seyrediyoruz. Önündeki kule -sahil arası ring seferini yapan yolcu teknesini beklemekteyiz bu arada da . Resimler çekerken, iyot kokusunu da İstanbulla beraber içimize çekiyoruz. Hava açmayamı başlıyor ne , müthiş seviniyoruz bu azıcık güneşe bile. O arada kuleden gelen tekneye biniyor ve kuleye doğru ağır ağır yol alıyoruz, kısa yolculuk bitiyor ve az sonra kaptan yanaştığımızı söylüyor.
Ve ayak basıyorum bilmem kaçıncı kere bu acıklı hikayeye.
''Dur dur '' diyor Betül ''Bak sen Tuğraları çok seversin, harikaymış bu kapı üstü işlemeleri, Kapının girişinde resmini çekeyim bekle ! ''diyor ve makine ile cebelleşiyor :) Rüzgar hiç müsaade etmiyor, saç baş uçuşuyoruz, en nihayeti ''yakaladım bir poz'' diyor betül ve kırmızı halılardan geçerek,
İçeriye zor atıyoruz kendimizi okadar rüzgarlı yani. Bir anda içimiz ısınıveriyor, Adım attığınız ilk mekan , Ana restauranttır. Buradaki iç kapıdan kuleye çıkış vardır. Hemen vakit kaybetmeden ,soldaki kule merdivenlerini kullanıp yavaş yavaş en yukarıya tırmanıyoruz. (yorucu iş ! ) alışveriş katı, diğer cafe ve en üste bar cafe vardır.

Her birimiz başka yana dönüyoruz, Tüm İstanbul adeta 360* etrafımızda raksediyor. Bir tur atıp geliyorum, Betülü minik teleskopun başındayken resmediyorum ,öylesine dalmış ki (farkında bile değil )
Manzara şahaser elbette, yakınımızdaki bir ziyaretçi resminizi çekeyim deyip bizi mutlu ediyor,. Nitekim Doyamıyoruz manzaraya Ama inanılmaz rüzgar var, ne yazık ki duramıyoruz daha fazla.
tekrar bir kat aşağı iniyoruz
Betül kule hatırası için alışverişe başlıyor, bu Onun İLK GELİŞİ imiş ! çünkü.
Daha sonra bir kat daha inip soluklanıyoruz burası diğer cafe bölümü. Ama artık yemek saatimiz geldiğinden, doğruca rezervasyonumuzun olduğu yere doğru yöneliyoruz.
Her zaman loş ve Güzel bir panaroması vardır Ana restaurantın. Yemeklerimizi söylüyor ,bu arada boş durmuyor sizler için resimler çekiyorum kuleyle ilgili. Sahne tam ortada,akşamları -hafta sonları canlı müzik var. (rezervasyon ŞART ! )
Ben akşamki sahne programım ! için :) Provalara başlıyorum :))))) Betül ve etraftaKiler tempo tutuyor :)) hepimiz keyiften Kopma noktasındayız.. Ne çok gülüyoruz bana ! :))) (BİRDEN eski okul yıllarım aklıma geliyor hemen :)
her yer doyasıya kız kulesi hatıraları, tarihçeleri ile dolu.
eski resimler
KULENİN ilk yılları
hepsi bizi tekrar tekrar büyülüyor.
zaten kulenin hazin öyküsü insanı farklı bir boyuta sürüklemişken
her bastığınız yerden farklı sesler duyar gibi oluyorsunuz.
artık yorgunluğa bir son vermek üzere ayırttığımız yere geçiyor
ve çok lezzetli olan öğlen yemeklerimizi arkadaş arkadaş paylaşıyoruz :)

oturduğumuz yerden dışarı panaroması böyleydi. Bayıldığım şehir hatları vapurları arz-ı endam ederken, ayasofya tüm mükemmelliği ile bizlerin önünde eğiliyordu. Bizlerde bu eşsiz Şehrimin karşısında sevgi ve saygıyla eğiliyor,
tekrar gelmek üzere, geldiğimiz tekneyle Salacak sahiline doğru yola koyuluyorduk..


BU GÜZEL ILIK, GÜNEŞLİ KASIMIN İLK GÜNÜNDEN HEPİNİZE SEVGİLER YOLLUYOR,
GÜZEL BİR HAFTA DİLİYORUM SEVGİLİ ARKADAŞLAR. LÜTFEN İSTANBUL'U ÖKSÜZ, SADECE MİSAFİR OLAN YABANCI ELLERE VE GÖZLERE BIRAKMAYALIM.

BURASI BİZİM TOPAĞIMIZ, BİZİM DENİZİMİZ BİZİM ÖZÜMÜZ. İNANIN YOK BÖYLE BİR ŞEHİR DÜNYA ÜZERİNDE !!!!!

( Bir müddet daha mutfaktan uzaklarda, benimle ayak izlerimin üzerinde gezmeye davetlisiniz :) Buyurmazmısınız ?..

Read more...

ÇEK KÜREĞİ GÜZELİM , UZANALIM GÖKSUYA ......

>> 30 Ekim 2010 Cumartesi


































hem sakin olsun, hem bahçeler dolusu yeşillik olsun, hem kediler,hem köpekler olsun, hemde deniz, sahiller ve tekneler olsundu bugün !!!!!! ????
Oldu da :)
benim memleketemi :) ? senin memlekete mi dedi masal kahramanım ?
ardından da seri bir hareketle cebinden madeni para çıkarıp ,haydi söyle bakalım, yazımı - turamı ''diyerek sorulara devam etti." Atam benim olsun dedim (tura ) ve madeni para , ben baştan kaybetmiş olarak ,döne döne bir havaya uçtu, birde yere yazı olarak düşüverdi :)

o arada ikimizde çok güldük çünkü ; kollarını kürek çeker gibi yapıp ,dilinde bir şarkı başladı mırıldanmaya :))
'' Çek küreği güzelim uzanalım Göksu'ya '' ... :)))))
masal kahramanımın doğduğu ,büyüdüğü sahillere doğru çıkıverdik sabahtan öğlene doğru.....ve taa güneşi batırıncaya kadar.


TEKRAR MERHABA HEPİNİZE,
EN İÇTEN ,ENN ÖZLEM DOLU SEVGİLERİMLE , MASALIMIZ BAŞLASIN,
HOŞBULDUK EFENDİM :)))))))

Read more...

MASALA SESLENENLER....

Yükleniyor...

ESKİ MASALLAR (arşiv)

  © Free Blogger Templates Autumn Leaves by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP